Demokrasi, içini doldurabildimiz kadar dolu olan kavramlardan, bence.
Bahsediceklerimin ise ülke yönetimiyle, hele hele de memleketimizin yönetimi ile alakası yok.
Ben olsaydı olmasaydılarla paylaşacam fikirlerimi. Bir de bikaç itici kavram kullanıcam. Acaba, belki, korku,
Demokrasi olduğunda;
seçilenler, tekrar seçileceklerine emin olsalar bile, kafalarında acabaları taşımaktan kendilerini alamazlar. Ancak burdaki bu "acaba"lar en azından topluma faydalı acabalardan oluşur.
Şöyle ki, bildiğim en güzel denetim mekanizmasını oluşturur demokrasi. E herkes tekrar seçilmek istediğine göre, ki koltuk en işveli cilveli hatundan bile daha kolay sevdalatır insanı kendine, seçilen insan tekrar seçilmek ister...
İşte bu seçilme arzusu insanı düşündürür. Ben böyle böyle yaparsam belki de seçilemem dedirtir insana. O belkilerin gücü o kadar fazladır ki, hele bir de insan olmanın gerekleriyle birleştiğinde; adama sonradan utanacağı şeyleri yapmaktan alıkoyar. Çünkü "adam" korkar, ya seçilemezsem diye. Çünkü işin içinde bir belki vardır, bir de o koltuk...
Olmadığında ise;
Allah sonumuzu hayır etsin dedirtir insana... Çünkü yaratandan başka denetim mekanizması olmayan sistemler, aslında denetim mekanizması olmayan sistemlerdir.
Düşünün ki, ölene kadar o koltukta kalacağını bilen biri, hem de en ufak bir belki olmadan o koltukta oturmaya devam edeceğini bilen biri; "gücü" keyfine göre kullanır... Demiycem. Aslında hemen kullanmaz, "keyfine göre"... Çünkü hiç bir sistem katili hakim yapmaz. Başlangıçta herşey güzeldir. Vicdan vardır işin içinde, kişilik vardır, ne bilim ben etik değerler falan vardır.
Ancak...
Sistemlerin hiçbiri -insanlara sadece tanrılarda olması gerektiği kadar söz hakkı verenleri kasttediyorum- "hakim kendini tanrı sandıktan sonra, adam öldürüp öldürmeyeceğini denetlemez.
İşte o yüzden demokrasi şarttır, söz hakkına sahip olmak şarttır... Olmadığında sinek olsa boku çıkar, adama da ne kadar büyükmüş dedirtir.
Nokta.
26 Temmuz 2010 Pazartesi
22 Mayıs 2010 Cumartesi
Bilgi Güvenliği
Hepimiz, ben de elbette dahil, internetteki pek çok platformda kişisel bilgilerimizi fütursuzca paylaşıyoruz.. Umarım pişman olmayız.
Öyle ki, ilk önce email adresi aldık kendimize.
Daha sonra aldığımız adresin hesabını oluşturmamızı istediler bizden. Gerçek adımızı posta kodumuzu doğum tarihimizi falan yazdık.
Sonra contact listemiz oluştu kendiliğinden...
Sonra sosyal paylaşım ağları girdi hayatımıza..
Sonra contact listemizdekilerle facebook da arkadaş olduk. Hatta yetmedi adını hatırladığımız arkadaşların tamamıyla da arkadaş olduk. Kiminle arkadaş olduğumuzu sosyal çevremizi paylaştık.
Sonra çekindiğimiz fotoğrafları yükledik.
Yetmedi kiminle kardeşiz kiminle ilişkimiz var oralara not düşmeğe başladık.
Cep telefonu numaramızı da verdik o arada.
Artık duygularımızı planlarımızı tuttuğumuz takımı bazen de vericeğimiz oyu bile paylaşıyoruz internette..
Bilmiyorum da, Allah sonumuzu hayretsin...
Bu arada iletişim çok değişti ya..
Eskiden icq mirc vardı... şimdi facebook chat. üstelik bilgisayara bile gerek yok.
Değişim
Kısa zamanda değişen pek çok şey gibi, interneti kullanım şeklim de değişiyor sanırım. Fark ettim ki, bugüne kadar, "şekle" gereğinden fazla zaman harcamışım. İçerikmiş meğer, önemli olan.
Bununla beraber, internetin ne kadar büyük bir "güç" olduğunun farkında olduğumu sanırdım. Şimdilerde ise ne kadar çok şeyin farkında olmadığımı fark etmekle meşgulüm.
Umarım bu değişimin sonucu, du bakalım ne olacak gibi olmaz..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)